Karşı cinsin ilk neresine bakarsınız?'
sorusuna verilen cevaplarda, 'eller' seçeneği, her zaman her iki cins
için de ilk beş sırada yer alır. Eğer, güzel ve her şeyden önce
bakımlıysalar; mutlaka, en az cömert bir dekolte veya düzgün vücut
hatları kadar dişiliği vurgular ve dikkat çekerler. Yüz ve boyun gibi
fazla miktarda güneş ışığına maruz kaldıkları düşünüldüğünde, sabunlar
ve deterjanlar gibi kimyasallarla sürekli temasları da hesaba
katılırsa, gerekli koruma sağlanmadığı takdirde; ellerin erken
yaşlanmasının kaçınılmaz olduğu sonucuna varılır. Nitekim eller,
'boyun' gibi yaşı kolaylıkla ele verebilir: Derinin nemliliğini ve
elastikiyetini yitirmesi dışında, ultraviyole ışınlarından gereken
şekilde korunmaması durumunda melanin pigmentlerinin kümelenmeleriyle,
koyu renkli güneş ve yaşlılık lekeleri oluşur. Öte yandan derialtı
dokuda meydana gelen eksilmelere, bir de cilt yüzeyinde oluşan
çizgiler eklendiğinde, gençlikte gururla sergilenen eller, artık
saklanmaya başlanır. Elbette ki ellerin estetiğinde öncelikle koruma
şart. Uygun maddelerle yıkamak, kimyasal ürünler kullanmayı gerektiren
işler sırasında veya çeşitli sportif aktivitelerde mutlaka eldiven
takmak, bozulan nem ve yağ dengesini yeniden sağlamak üzere besleyici
ve dengeleyici nitelikte kremler kullanmak, güneşin zararlı
ışınlarından korumak çok önemli. Ancak, çeşitli ölçülerde hasarın
oluştuğu hallerde de artık, bir zamanlar olduğu gibi ellere hiçbir şey
yapılamıyor değil. Aksine, bugün modern tıp, ellerdeki yaşlanma
etkilerinin en aza indirgenmesinde pek çok soruna cevap verebiliyor...
En sık kahverengi lekeler rahatsız ediyor insanları; hem de cinsiyet
farkı gözetmeksizin. Ancak bunları silmek, cilde önceki homojen ve
lekesiz görünümünü kazandırmak hiç de zor değil. Krioterapi, kimyasal
cilt soyma işlemleri, yoğunlaştırılmış ışık ve lazer uygulamalarıyla;
bir veya birkaç oturumda, ağrısız ve acısız olarak, lekesiz bir cilt
yüzeyi sağlanabiliyor. Lazer ve ışık tedavilerinde, ışık enerjisini
emen lekeli alan, bir hafta içinde daha da koyulaştıktan sonra, vücut
tarafından uzaklaştırılıyor. Ayda bir kez olmak üzere lekelerin
durumuna göre 3-6 oturumda sorun tamamen çözülebiliyor. Yüksek
konsantrasyonlu kimyasal asit uygulamalarında ise lazerlerden farklı
olarak, cilt soyularak lekeler siliniyor. Asit uygulanan cilt
yüzeyinde oluşan kontrollü yanık sonrasında, istenmeyen kahverengi
leke, soyularak kendiliğinden dökülüyor. 'Asit', 'yakma', 'cilt soyma'
gibi tanımlar da kullanılsa, bunların, son derece kolaylıkla tolere
edilen, acı duyulmayan uygulamalar olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Bu yöntemler arasında çok uzun zamandır kullanılan krioterapide ise
soğuğun yakıcı etkisinden yararlanılıyor. Lekeler dışında, pek çok
insan ellerinin eski dolgunluğunu yitirdiğinden, fazla kemikli
gözüktüğünden şikayet ediyor. Bu sorunun çözümünde ise polilaktik asit
(PLA) enjeksiyonlarına veya vücudun başka bir bölgesinden alınan yağın
bir takım işlemlerden geçirildikten sonra ilgili alanlara enjeksiyonu
anlamını taşıyan 'lipofilling' uygulamalarına başvuruluyor. Bir veya
birkaç oturumda istenilen dolgunluğa ulaşılabiliyor. El derisinde
meydana gelen çizgilenmelerin çözümü için ise bugün en sık başvurulan,
derinin derinden nemlenmesini ve beslenmesini sağlayan mikroenjeksiyon
yöntemleri. Bunlar genelde, 'hyaluronik asit' adı verilen, cildimizin
önemli bir yapı taşı olan, yoğun su tutma kapasitesine sahip, göz içi
ve eklem içi sıvısının da yapısına katılan, molekülü veya deri için
önemli diğer proteinleri içeriyor. Haftada bir kez olmak üzere
planlanan oturumlarla, beş-altı hafta sonunda, arzu edilen sağlıklı
cilt görünümü sağlanabiliyor. Hep 'dert görmemesi'ni temenni ettiğimiz
ellerinizin, geçen yılların etkisini de en azda hissetmeleri
dileğiyle...